Ayrton Senna

Spor tarihindeki en dramatik hikayelerden biri olan Brezilyalı pilot Ayrton Senna’nın efsanevi kariyeri ve hazin sonu 80’lerin sonu 90’ların başına rastlıyor.

Düşman kardeşler Senna ve Prost.

Düşman kardeşler Senna ve Prost.

Formula 1’e ilk adımını 1984’te atan Senna’yı Senna yapan yıllar 1988 sezonu ile başlıyor diyebiliriz. 1988 yılında Yaşlı kurt Ron Dennis tarafından McLaren’a transfer edilen Ayrton Senna dönemin efsane ismi Alain Prost ile takım arkadaşı oldu. Böylece dünya spor tarihinin en şiddetli rekabetlerinden biri başlıyordu…

Senna yeni takımında, aynı arabayla yarıştığı usta pilot Alain Prost’u geride bırakıp ayağının tozuyla şampiyonluğa ulaşıyordu. Şampiyonluğu son yarışta kaybeden Prost ise bu yeni yetme pilot tarafından tehdit edildiğini hissetmeye başlıyordu. İkili arasında tırmanan gerginlik sanki ertesi sezon olacakların habercisiydi.

1989 sezonu da Senna ve Prost açısından oldukça çekişmeli geçti. Şampiyonu belirleyecek olan son yarışta, Senna yarış dışı kaldığı takdirde şampiyonluğunu ilan edecek olan Prost bitime 5 tur kala birinci sırada giden takım arkadaşı Senna’ya çarparak onu pistin dışına itiyordu. Kaza sonrasında Prost yarış dışı kalırken Senna toparlanıp çok geriden de olsa piste dönüyor, akıl almaz bir çabayla yalnızca 5 tur içinde açığını kapatıp tekrar birinciliğe yerleşip yarışı kazanıyor, ancak sudan bir sebeple diskalifiye ediliyor ve şampiyonluğu geri alınarak Prost’a veriliyordu.

Çık bakalım işin içinden.

Hem Prost’un, hem de Senna’nın patronu olan Ron Dennis bunun bir haksızlık olduğunu, sezon boyunca benzer olaylara asla benzer bir ceza verilmediğini dile getirse de FIA bütün itirazları reddediyordu. Prost, takımının kendisine adil davranmadığını ve “Senna ile birlikte çalışmanın kesinlikle imkansız olduğunu” dile getirerek sezon sonunda takımdan ayrılarak Ferrari’ye geçiyor, onun dışındaki bütün pilotlar ise şampiyonluğun Senna’ya verilmesi gerektiğini düşünüyordu.

1990 sezonu ise tarihin tekerrürden ibaret olduğunu gösteriyordu. Sezon sonuna kadar yine başa baş gelen ikiliden hangisinin şampiyon olacağı son yarışta belli olacaktı. Bu kez Senna avantajlıydı ve Prost yarış dışı kaldığı takdirde Senna ikinci dünya şampiyonluğuna ulaşacaktı. Prost önde giderken onu yakalayan Senna, rakibinin bir anlık verdiği açıktan faydalanarak atak yapıyor, boşluğu kapatmaya çalışan Prost Senna’ya çarparak ikisini birden yarış dışı bırakıyordu. Hakemlerin suçsuz bulduğu Ayrton Senna böylece 1988’den sonra 1990’da da dünya şampiyonu oluyordu.

Aynı nakarat, hep aynı, aynı...

Spor tarihindeki en şiddetli ve öfkeli rekabetlerden biri de böylece doruğa ulaşıyordu. Ne Senna, ne de Prost birbirlerinden nefret ettiklerini gizlemezken Formula 1’in reytingleri görülmemiş seviyelere yükseliyordu.

Senna dönemin genç yeteneği Schumacher ile birlikte.

1991’de mütemadiyen aracını eleştiren Prost’un gerilerde kaldığı ve nispeten olaysız geçen bir sezonun ardından Senna üçüncü kez dünya şampiyonu oluyordu. 1992’ye ise devrim yaratan otomatik denge teknolojisiyle Williams damgasını vuruyordu. 1993 yılında Alain Prost mükemmel Williams’ın direksiyonuna geçiyordu; ancak Prost Williams’la olan sözleşmesine kendisi Williams pilotu olduğu sürece Ayrton Senna’nın Williams’a alınmasını engelleyen bir madde koyduruyordu. 1993 sezonunda Prost büyük bir farkla şampiyon ve emekli olurken Senna ikincilikle yetiniyordu.

Daha iyi bir takıma gitmek isteyen Senna, Prost’un emekli olmasıyla 1994 yılında nihayet Williams’a transfer olabiliyordu. Ancak bu sefer de FIA, Williams’ın otomatik denge teknolojisini diğer takımların aleyhinde olduğu gerekçesiyle yasaklıyordu; asıl sebep ise Williams’ın domine ettiği yarışlar yüzünden Formula 1’in ilgi ve izleyici – yani para kaybetmesiydi. Formula 1 yönetimini işin içinde para olduğu için sürekli politik kararlar vermekle suçlayan Senna bir kez daha haklı çıkıyordu.

Zaten üçüncü yarıştan sonra sezonun pek bir anlamı kalmayacaktı. Üç günlük yarış takviminde yaşananlardan sonra San Marino’daki Imola pistine lanetli demek sanırım pek de tuhaf kaçmayacaktır…

Imola lanetli mi?

29 Nisan Cuma günü antrenman turlarında, hızlı ve tehlikeli bir pist olan Imola’da geleceğin yıldız adaylarından Rubens Barrichello çok ciddi bir kaza geçiriyor fakat birkaç şişlik, biraz da yara bereyle kazayı çok hafif atlatıyordu. Ertesi gün sıralama turlarında ise Avusturyalı pilot Roland Ratzenberger de çok ciddi bir kaza yapıyordu, Barrichello kadar şanslı olmayan Ratzenberger olay yerinde hayatını kaybediyordu.

Pist yasa boğulsa da pazar günkü yarış iptal edilmedi. Hem yaşanan olaylardan, hem de şampiyonada henüz puan alamadığı için son derece stresli olan Senna, pazar sabahı kendisi için endişelenen arkadaşlarına “Merak etmeyin. Tanrı’yla konuştum, bana hediyelerin en büyüğünü vereceğini söyledi” diyordu.

Ancak Ayrton Senna, yarışın ikinci turunda 211 km/s hızla duvara çarptı ve kaza yerinde hayatını kaybetti…

Bütün dünya şok olmuştu.

Formula 1 tarihinde birçok şampiyon yetiştiren ve bu sporun en önemli isimlerinden olan Ron Dennis, Ayrton Senna’yı “çalıştığı en iyi pilot” olarak gösteriyor. Hızı ve agresif sürüşüyle dünya çapında kısa sürede milyonlarca hayran kazanan Senna, inanılmaz yeteneği, pole-position’ları, şampiyonlukları, Formula 1’e karşı kullanmaktan çekinmediği sert dili, Prost ile olan efsanevi rekabeti ve de trajik ölümü ile asla ama asla unutulmayacak…

This entry was posted in Gündelik Hayat and tagged , , . Bookmark the permalink.

One Response to Ayrton Senna

  1. Pingback: Mika Häkkinen | 90'lar Müzesi

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s