Olacak O Kadar

Tek bir mimiğiyle nice şeyler anlatabilen, yeteneği su götürmez bir tiyatrocu, onun kendinden hiç geri kalmayan eşi ve saz arkadaşları… 1988 yılından başlayarak Perşembe akşamları bizi gülme mesaisine oturtan ve Cuma günlerini skeçlerdeki slogan olmuş sözleri tekrarlayarak ve karakterlerin taklitlerini yaparak geçirmemize sebep olan Levent Kırca, Oya Başar ve Olacak O Kadar ekibiydi. Şapka takan birisine sesi incelterek  “Ne koydun lan kafana?” demek, diz üzerine çöküp elleri açarak “Aneeeeey!” diye bağırmak zamanın favori Cuma aktivitelerindendi.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=Oe7VyUR9Ma0]

İlk olarak TRT’de yayınlanan skeçlerle başlayan Olacak O Kadar programı, 1988’ten günümüze neredeyse sürekli ekranda olageldi fakat en revaçta olduğu dönem pek tabi ki Star, ATV ve Kanal D’de yayınlandığı 90’lardı. Levent Kırca’nın liderliğinde, sürekli değişen yazar kadrosuyla program, politik mizahın Türk televizyonlarındaki başat örneği olmasının yanında taklit, karakter/durum komedisi, parodi ve mübalağa unsurlarını içeriğinde yoğun biçimde yansıtırdı. Yani Levent Kırca doğuştan, tip olarak komik bir adam olmasının yanında, daha da komik olmak için yaratıcılık, emek ve gözlemden tasarruf etmezdi. Yeri gelir TRT musiki korosunda sıkılıp solo şarkı söylemek için deliren bir solistin psikolojik çalkantılarından yaratıcı bir skeç çıkartır, yeri gelir İSKİ’nin ismi üzerinden su kesintilerine verilebilecek en doğal tepkiyi “Bak canım SKİ’CİM” lafıyla özetler veya Berk Çiller’in TURBAN Marina’dan alıp geri vermediği Jet Ski’nin yerine “Ne Ski verileceğiniBaşbakan’ın eşi Özer Çiller’e sorgulatırdı.

Kız ayol

-Ay çatlıycan kız ayol, lop lop götürüyosun ekmekleri.

Olacak o kadar, absürt komedi ve karakter komedisinde 90’ların Kaygısızlar ve Ana gibi televizyon fenomenlerinin mizah anlayışıyla paraleldi. Türk televizyonlarının unutulmaz karakterlerinden muhabir Hamit El Sabah ve “tam teçhizatlı kameraman” Cevat Kelle‘nin sadece duruşları bizleri güldürmeye yeterdi. En zor koşullarda görev yapan bu ikiliden Hamit El Sabah tüm enerjisi ve kendini adamış muhabir sorumluluğuyla olayları aktarırken, doğuştan komiklikte Levent Kırca’yı aratmayacak olan Sinan Bengier’in canlandırdığı Cevat Kelle, üzerinde tavuktan bisiklete, merdivenden çaydanlığa kadar sayısız saçma sapan nesneyi taşımasına rağmen iki parmağıyla izleyenlere selam vermekten kaçınmazdı. Peki ya eşcinsel şarkıcı Bestami Balta ve onun sürekli yemek yiyen (bir ekmeği ikiye böler ve bir parçayı ağzına tıkar, diğerini de bir kazan pilava banardı; banyo yaparken bile yemek yerdi) ve gülerken her zaman sandalyeden geriye düşen obez kemancısı İsmail Hakkı Bey? Pavarotti’nin oğlu, dönemin megastarı Küçük Hüsamettin’in kör göze parmak sokmak suretiyle playback yaptığı ve annesinin arka planda duygu sellerinde boğulduğu sahnelere ne demeli? Levent Kırca’yı seven sevmeyen herkesin hayranlığını kazanan sarhoş skeçleri?

O nesneler nereden toplanıyordu ya Rabbim!

Olacak O Kadar’ın skeçlerden oluşan program yapısı İnce İnce Yasemince’ye benzer bir şekilde yukarıda bahsedilen dizi karakterler ve genellikle Olacak O Kadar Haber Merkezi bünyesinde ekrana gelen bağımsız bölümlerden oluşurdu. Bağımsız bölümlerde, tartıştığı arkadaşı tarafından kafasına balta saplanan adamın konu edildiği “Ne koydun lan kafana?” sözüyle hatırlanan skeç; Associated Press’i telaffuz edemediği için işinden kovulan adamın dramı, “Alooo ne koyyim?” cümlesiyle hatırlanan Mustafa Keser taklidi, Teksoy Görevde’ nin parodisi unutulmazlar arasında yer alır.

Olacak O Kadar’ın diğer komedi programlarına nazaran en ayırıcı unsuru politik komedi ve mesaj kaygısı açısından taşıdığı rolde saklıydı. Cem Yılmaz’ın doktriner liderliğini üstlendiği apolitik mizah anlayışı, mizahın içerisinde verilen mesajdan bıkmış günümüz gençliği için dönemimizde revaçta olan anlayışken Olacak O Kadar ve Levent Kırca farklı bir misyon üstlenmişti. Olacak O Kadar’ın mizah anlayışının düzeyi ve yüzeyselliği üzerine ne kadar tartışılırsa tartışılsın, Levent Kırca’nın kişiliğine duyan güven ne ölçüde olursa olsun; 90’larda toplumun genel sorunları arasında yer alan geçim derdi, yolsuzluk, politikacıların ikiyüzlülüğü gibi konular genel bir çerçevede başka komedyenler tarafından da işlense bile, Türk televizyon tarihinde somut politik hadiselerin mizahi eleştirisini Olacak O Kadar kadar doğrudan ve keskin yapan başka bir program yoktur. Kız öğrencilere yönelik bekaret kontrolünü savunan dönemin Devlet Bakanı Işılay Saygın’ı acımasızca ti’ye aldığı bir program buna örnek olarak verilebilir. Programın ertesinde Kanal D bir günlüğüne kapatılmış ve buna tepki olarak Levent Kırca 11 saat 40 dakika süren bir açlık grevi tecrübesi yaşamıştı. Bunun yanında, Ecevit çifti, Kamer Genç, Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’in taklitlerini de asıl ölçüt olması gereken mizahi değerleri açısından hatırlamak gerekir.

Son olarak, Grup Gündoğarken’i de anmadan geçmemek lazım. Hala hepimizin ezbere bildiği “Aç gözünü seyret, tekrarı yok bunun” cümlesiyle başlayan; Oya Başar, Levent Kırca ve Grup Gündoğarken’in beraber seslendirdikleri, Levent Kırca’nın mimiklerine hayran bırakan jenerik hafızalaramızdan uzun bir süre silinmeyeceğe benziyor; bunun yanı sıra, güzelliğiyle herkesi büyüleyen Ebru Kural, şirin genç oğlan Dost Elver, sarhoşun uğraştırdığı polisleri canlandıran merhum Tekin Siper ve Metin Serezli ve tabi ki Sinan Bengier…

Olacak O Kadar politik mizahta belki bir Monty Python, bir Eddie Izzard derinliğine sahip değildi; belki ülkenin en temel sorunlarından bazılarında (Kürt sorunu, türban v.b.) statik görüşlere sahipti ama olacak o kadar. Nasılsa dertleri “şuradakini buraya koymak değildi” ama şurası kesin ki bizleri çok güldürdüler.

"Yaaa..aa..aaani....."

This entry was posted in Televizyon and tagged , . Bookmark the permalink.

4 Responses to Olacak O Kadar

  1. Levent Kırca, benim gözümde bir fenomendir. Hiç şüphesiz 90lı yıllara damga vurmuş bir isimdir ama en büyük hatasını “aynı espri anlayışını 2000li yıllarda da sürdürmekle” yaptı. Hala Youtube’dan izliyorum ve katıla katıla gülüyorum ama yazıda da belirtilmiş zaten, artık insanlar pek fazla siyasi mesaj içerikli mizah istemiyor. Bununla birlikte devir de değişiyor. Eğer rahmetli Kemal Sunal Usta da yaşasaydı ve “inek şaban” tiplemesini devam ettirmeye kalksaydı, eminim ki o da tercih edilmeyecek ve yavaş yavaş silinecekti. “İnek Şaban” mükemmeldir ancak 2000li yılların adamı değildir, 80lerde çekilmiş haliyle kalmalıdır ve izlenilip keyif alınmalıdır.

  2. Anonymous says:

    Bizden sonrakiler için pek bir şey ifade etmeyecek olsa da Olacak o kadar 90 lardaki günümüze göre az çeşitlilikte bizim için ilaç gibiydi.Öyle veya böyle iyi ki vardı…

  3. Yusuf says:

    hiç kaçırmazdık, o sarhoş taklitleri öldürürdü bizi gülmekten.

  4. juditero says:

    bi konusan essek vardi yunus bulbulun oda absurddu

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s