Civilization II

Bildiğiniz gibi bilgisayar oyunu dünyasının görece çeşitlendiği 90’lı yıllar (özellikle ikinci yarısı) bugün hala oynadığımız birçok klasik doğurdu. Bunlardan biri de hiç şüphesiz ki MicroProse tarafından 1996 yılında piyasaya sürülen, çıktığı gibi klasik kabul edilen, çeşitli dergilerin gelmiş geçmiş en iyi oyunlar listelerinin en tepelerinde kendine her daim yer bulan Civilization II.

Her şey tek bir adam ile başlıyordu...

Sanılanın aksine Sid Meier’in imzasını taşımayan Civilization II 1991’de başlayan serinin ikinci oyunuydu ve muhtemelen 90’lar çocuklarını – en azından beni ‘strateji oyunu’ konseptiyle tanıştırdı. Oyunun amacı basitti: bir imparatorluk kurmak ve onu uluslararası arenada başarıdan başarıya koşturmak…

Kurmak derken abartı yok, gerçekten imparatorluğumuzu sıfırdan kuruyorduk. Tek bir settler ile M.Ö.4000 yılında bir köy kurarak başlıyorduk oyuna; o settler‘ın kurduğu köy büyüyor, tarıma başlıyor, yeni şehirler kuracak yeni settler‘lar yetiştiriyor, ambarıydı kütüphanesiydi derken zaman içinde gökdelenlere, borsalara, otoyollara kavuşuyor, diğer oyuncuların şehirlerini paletleri altında ezecek tanklar, mantar bulutlarıyla yok edecek nükleer silahlar üretir hale geliyordu binlerce yıllık maratonun sonunda.

Olaylar gelişir...

Civilization II, serinin ileriki yıllarda çıkacak modern versiyonlarına göre bir hayli basitti açıkçası. Lüks ve stratejik kaynaklar yoktu, keza milli sınırlar da öyle. Ancak biz bunları pek dert etmezdik, aslında bakarsanız sevgili müzeseverler, İngilizce’nin İ’sini bilmeden bu oyunu oynayabilmemiz bile başlı başına bir mucizeydi. Kim bilir kaç günümü alan bir süreç sonunda bir trireme yapmayı akıl edebilmiş, onu suya indirip yeni kara parçaları bulduğumda da Amerika’ya ulaşan Kristof Kolomb kadar mutlu olmuştum. Lisan eksikliğinden şehirlerim binlerce yıl 8 nüfusu geçememiş, o lanet olası aqueduct ise öğrendiğim ilk İngilizce kelimelerden biri olmuştu.

Bu oyun aynı zamanda genç dimağların diplomasi, ve de dolayısıyla ülke ilişkilerine benzeyen insan ilişkileri konusunda aldığı ilk derslerden biriydi. Kim, neye kızar, kimi ne kadar kızdırabiliriz, köprüden geçene kadar ayıya dayı nasıl denir, yüzümüze gülenlerden hangileri yarın biz düştüğümüzde bir tekme daha vuracak bu oyun sayesinde ufak ufak anlamaya başlamıştık. Ayrıca istediğimiz zaman ona buna saldırmamıza izin vermeyen, en ufak fırsatta isyan edip çıngar çıkaran çıtkırıldım demokrasilere şüpheyle yaklaşmış, monarşilere, özellikle de komünizme kanımız kolayca kaynar olmuştu. Bir ülke yöneteceksen en kolay yolun demir yumruğu masaya vurmak olduğunu, enayi halkımızın mutluluktan kolayca vazgeçerek gıkını çıkarmadan itaat ettiğini 2010’lara gelmeden anlamıştık.

Ne istedin benden zalım Hitler?..

Civilization II’nin en kült yanlarından biri, daha sonraki oyunlarda mumla arayacak olduğumuz, muazzam bir coğrafya ve tarih dersi olan İkinci Dünya Savaşı senaryosuydu. Kendileriyle yapılan basit bir görüşme sırasında biz daha hiçbir şey talep etmeden, önermeden, gerçekten daha ağzımızı açmadan bize savaş açan Hitler ve Stalin’in ne menem manyaklar olduğunu biz böylece öğrenmiştik… Bunun yanı sıra belki de birçok Rus’un bile haritada göstermekte zorlanacağı Omsk, Magnitogorsk veya ne bileyim bir Krasnoyarsk gibi şehirleri şıp diye bulacak hale gelmiştik. Senaryodaki en zevkli olay ise şüphesiz 5 şehirlik mütevazı ülkemizin başına geçip dünyayı fethetmekti. Eğer başka bir devlet seçmişsek de İnönü ile görüşülür, kan çeker, bütün gelişmiş teknolojiler Türkiye’ye hibe edilirdi.

Civilization serisi birçok oyun serisinin aksine (5 hariç) her yeni oyunda kendini geliştirdi ve Civilization IV BtS ile mükemmelliğe çok ama çok yaklaştı. Ancak uluslararası ilişkilere bomba gibi bir giriş yapan, ülke yönetimi hakkındaki fikirleri aşağı yukarı oluşan, o zor yılları yaşamadan İnönü’nün eleştirilemeyeceğini öğrenen 90’lar çocuklarının bu serinin diğer mükemmel oyunlarından aldığı tat Civilization II’den aldığından çok da fazla değildi…

This entry was posted in Bilgisayar and tagged . Bookmark the permalink.

4 Responses to Civilization II

  1. greateast says:

    Benim için Warcraft II(sanırım) ve Age Of Empires var.Civi yi hiç oynamadım 🙂

  2. SS says:

    hey gidinin Civ II’si… demiryolu üzerinde 1 turnde sonsuza kadar oradan oraya gidebildiğimiz bu muydu yoksa Civ III müydü

  3. b says:

    çok çok eski zamanlara götürdü bu post…
    Catapultlar 6Attack yapıp 1 defans ve 1 movement yaparlardı, mathematiği hızlıca keşfetmek o zaman en büyük hayalimdi…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s