McDonald’s

Dünyanın en çok insan doyuran ve küfür yiyen restoranlar zinciri McDonald’s Türkiye’deki ilk şubesini 1986 yılında İstanbul’a açtı. Tabii ki İstanbul’un orta yerinde, Taksim Meydanı’ndaki bu McDonald’s şubesinin açılışı tesadüf değildi. Türkiye dünyaya açılmaya hız vermişti vermesine, fakat aynı zamanda yeni dünya düzeni şekillenmeye başlamıştı ve Batı bloğu dünyanın geri kalanına doğru kültürel ve ekonomik bir taarruza geçmişti.

Kırmızı zemin üzerindeki sarı M harfinden oluşan kapitalizm bayrağımıza kavuşmuştuk, ancak buna nasıl yaklaşacağımızı tam bilmiyorduk. İlk McDonald’s bizleri heyecanlanmıştı, açılışına dönemin ünlü isimleri katılmıştı, büyük bir olaydı en nihayetinde…

Biraz lütuf gibi görmüştük McDonald’s’ın ülkemize uğramasını, yıllardır yurtdışında, filmlerde, orada burada gördüğümüz ABD’nin gururu McDonald’s sonunda bizim ülkemizde, bizim şehrimizdeydi. İstediğimiz an gidip yiyebilirdik… Zaten McDonald’s’ın ilk müşterilerini çeken lezzetten ziyade merak olmuştu diyebiliriz rahatlıkla. Fast-food kavramı, Big Mac, sarı tulumlu palyaço gibi imgelere yakından bakabilmek, seviyeli bir akşam yemeği yiyebilmek için nice aileler önceden planını programını yapıp akşam arabalarına atlayıp Taksim yolunu tutar oldular…

McDonald's önünde fotoğraf çektirilecek kadar egzotik bir şeydi.

Beklentileri farklı olan büyüklerimiz bu dünyanın en büyük fast-food zincirinde aradığını bulamadı. Bu fast-food işi pek onlara göre değildi açıkçası; konsept gereği hızlı yenen bu ucuz yemekler, garsonların tedariksiz bırakmadığı muhabbet dolu uzun masa uman büyüklerimizin McDonald’s’tan soğumasına yol açtı. Taksim McDonald’s’ın ailecek yemeğe çıkılacak bir yer olmadığını, ailemizin kebapçısının yerini tutamayacağını anlamak pek uzun sürmedi.

Oysa az da uğraşmamıştı McDonald’s bize konseptini anlatabilmek için. Şuradaki 1996 tarihli McDonald’s reklamında görebileceğimiz gibi: açılışından 10 yıl sonra bile halkın kafa karışıklığını gidermek için çalışıyordu: “McDonald’s’ta rezervasyon yok, garson yok… Sevgi var.”

Bu çılgınlık ülkemizde en azından sadece çocuklar içindi...

Sevgi olup olmadığı hususunda bir şüpheniz varsa bunu 90’lar çocuklarına sormanız yeterliydi aslında. Çocuk menüsüyle (Happy meal) gelen ve 90’larda şu ankinden çok daha güzel olan oyuncaklarla kurulan bu duygusal bağın en somut göstergesi ise tartışmasız McDonald’s’ta kutlanan doğum günleriydi. Havalı bir doğumgünü düzenlemek isteyen çocukların aileleri bir McDonald’s ile anlaşır, arkadaşların hepsi bir bir McDonald’s şubesine davet edilir, McDonald’s’ın bir köşesi süslerle balonlarla bayram yerine çevrilir ve çocukların keyfine diyecek olmazdı. Çocuk menüleri masaları donatırdı ve oyun parkı bir günlüğüne bu şanslı doğum günü çocuğuna ve onun seçkin arkadaşlarına ait olurdu. Fame City‘de doğum günü kutlamak kadar havalı olmasa da müthiş bir olaydı McDonald’s’ta doğum günü kutlamak, bu özel günleri tam bir şova çevirirdi.

Böyle büyüyen çocukların McDonald’s’ı kendi kültürlerinin değişmez bir öğesi saymaları da normaldi aslında. Gerçekten de McDonald’s Türkiye’de büyüyüp serpilirken (sadece bir aralar Türkiye’nin tek McDonald’s’ına sahip Taksim’de bile üç McDonald’s olacaktı) biz de bu ikonik fast-food zincirini kendi kültürümüze kattık. “Amerika’da sadece dilenciler ve çöpçüler yiyormuş” geyiklerinden tutun Burger King ile olan amansız savaşına kadar 90’lar çocuklarının gençliğindeki yerini aldı…

Milliyet'in 8 Ekim 1995 tarihli sayısından bir reklam. McDonald's böyle böyle çoğaldı...

Gazete görselleri milliyet.com.tr’den alınmıştır.

This entry was posted in Gündelik Hayat. Bookmark the permalink.

3 Responses to McDonald’s

  1. ertu says:

    Mc Donald’s ın Türkiye macerasına bir iki anekdot da ben ekleyeyim. Mc Donald gelmeden hamburger kavramı geldi. Döner , köfte yada tost sandviç gibi bizden yada bizdenleşmiş çabuk yiyeceklerden sonra hamburger denilen bir yiyecekten söz edilir oldu. Amerika ve Avrupa’da bunu MC Donald’s yapıyordu ama Türkiye’de bu marka yoktu. Acaba nasıl bir şeydi? Tam olarak bilinmediği için hızla yayılan ama her büfede başka türlü yapılan bir nesne oldu 🙂 Tek ortak yanları diğer tüm sandviç türleri uzun sandviçle sunulurken bunun yuvarlak olmasıydı. Onun dışında herkes farklı yapıyordu. Kimi amerikan salatalı kimi marullu turşulu vs vs. Ve işte o dönem parlayan bir hamburger yıldızımız oldu. “KRİSTAL BÜFE” Birden bire kristal büfe adı yayıldı. Nasıl ki Boza içmeye Vefa ya gidilirse Hamburger de Türkiye de kristal büfe demekti. Kristal Büfe’nin bu Amerikan menşeili çeşidi orjinaline en sadık yaptığı sanılır ve o nedenle bu Amerikan tadı için oraya gidilirdi. Bu şimdilerde ıslak hamburger denilen hamburgerin aşağı yukarı ta kendisiydi. Vefa Bozacısının, Sarıyer börekçisinin yüz yılı aşkın zamanda kazandığı şöhreti Kristal Büfe çok kolay elde etmişti ama Mc Donald’sın gelmesiyle de bir o kadar kolay kaybetti ve unutuldu gitti. Sanırım hala var ama şöhreti yok.
    Peki Mc Donalds’ın hamburger’iyle tanışınca ne oldu?
    Pek çoğumuz için hayal kırıklığı. Çünkü sadece sandviç arasında köfte, sos ve bir ince dilim turşu…
    Oysa bizim büfecilerimiz Hamburger olarak bize içine ne bulursa doldurdukları nesneleri alıştırmışlardı. Tabi yine de marka merakı, sunumdaki strafor ambalaj, kocaman restaurantları ile MC Donald’s özel bir yer olarak yer edinecekti. Doymak mı? Hadi canım yarım ekmek dönerle doyduğunuz kadar doymak istiyorsanız üç hamburger yemelisiniz ki bu da minik bir servete tekabül ediyor 🙂
    Hamburger’le ilgili bir diğer anekdot ise yazıda da söz edildiği gibi kapitalizmin hele ki USA nın en büyük iki simgesinden birisi Cola’lar diğerleri ise Burger lerdir. Bu nedenle Mc Donalds çok tepki gördü. Hatta ODTÜ içerisinde açılan şubesini kuzu kuzu kapatmak zorunda kaldı. Bir iki yerde de bombalandı.
    Bana en ilginç gelense Ramazan aylarında kebapçıların, lokantaların yanısıra iftar saati Mc Donalds’ların da dolması ve müslüman orucunun Amerikan gıdası ile açılmasıdır. Bunda ne var ki diyebilirsiniz elbette. Ama bizim halkımız içinde domuz eti hatta yağı olur kaygısıyla yabancı gıda ürünlerinden , markalardan uzak durmuştur. Yurt dışında yıllarca yaşayıp ağzına et ürünü koymayanlar anlatılır 🙂

  2. ezgi says:

    ben küçükken mc donalds,tatilya gibi yerlere gidenlere kral gözüyle bakardık,hey gidi günler.

  3. paschan says:

    Bana ilginç gelen şey, Türkiye’de McDonalds’a gitmeyen 40+ insanların, tur, gezi vs. ile yurtdışına gittiklerinde aradıkları ilk yer olması.İtalya’da pizza, Almanya da çörek, macaristanda gulaş yemekten imtina edip, mcdonaldsları dolduruyorlar?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s